
Bir iki gündür Bursa'dayım. Sıcaklar bunaltınca kaçtık. Hafta sonunu burada geçirip kısmetse hafta başı yine İstanbul'da olacağız.
Bursa'da yeni bir yer keşfettim. Aslında yeni değil ama ben yaklaşık 8 yıldır anne şehrinden uzakta olduğum için ancak görmek nasip oldu.
Bu sabah Saitabat köyüne kahvaltıya gittik. Bursa'nın Ankara yolu üzerinde meşhur su markalarının dolum istasyonlarının olduğu tepelere çıkarken yol boyu ince ince akan sular bizi izledi. Yeşillikler içinde Uludağ'ın eteklerinden yukarı çıkarken ovaya doğru akan bu şırıl şırıl su sesleri ruhumuzu dinlendirdi.

Biraz daha yukarı çıktığımızda yalçın kayalıklar ve gürül gürül akan dereyi ve küçük şelaleyi gördük. Serin çam kokulu havası ve muhteşem manzarasıyla köyü çok beğendik.
Ama Saitabat'ı farklı yapan bir özelliği var. Köylü kadınların muhteşem dayanışması.

Bu dayanışma Saitabat Köyü Kadınları Dayanışma Derneği'ni kurdurmuş.
Şelalenin yanında çok güzel bir işletme yapmışlar. Köyün kadınları sırayla buraya gelip çalışıyor. Köy kahvaltısı veriyorlar. Köy ekmeği, cevizli lokum, elde açılmış gözlemeler ve silor da kahvaltıya dahil.

İçerisi köy evi şeklinde dizayn edilmiş. Çok sıcak bir ortam. Sanki evinizmiş gibi.


Bahçede sedirler içinde ortancalarla süslü yer sofraları kurulmuş. Çok temiz ve nezih bir yer.

Ayrıca kadınlar tamamen organik ürünlerini burada satışa sunuyorlar. Tarhanalar, erişteler, mantılar, silorlar

çeyizlik el işleri, el yapımı bebekler vs...

Mayıs ayında hıdrellez şenlikleri, sünnet ve düğün organizasyonları yapıyorlar. Tüm süslemeler, şekerler, sepetler hep köyün kadınlarının ellerinden çıkıyor. Kadınlar dayanışmayla süper işler çıkarmışlar. Hem köy kazanmış hem onlar. Yönetim kurulu ve üyelerin hepsi bayan.
Hafta sonları çok kalabalık olduğunu söylediler. Biz hafta içi gittiğimiz için çok sakindi. Bursa'nın daha çoook keşfedilecek güzelliği var sanırım.
Bu güzel köyün güzel insanlarına, resimlere, yapılan organizasyonlara derneğin
SİTESİNDEN ulaşabilirsiniz.
Köy merkezine geldiğimizde de bir sürpriz bizi bekliyordu. Uzun süredir böyle gürül gürül boşa akan su görmemiştim. Oysa eskiden su bolluğundan olsa gerek Uludağ yolunda tüm çeşmeler böyle akardı. Artık pek kalmadı.

Köyün camisinin karşısında bulunan bu buz gibi dağ suyundan bidonlarımızı doldurmayı ihmal etmedik.
Hakikaten havasıyla, temizliğiyle ve sakinliğiyle tam dinlenilecek yerler buraları. Fırsatı olanlar rotalarını buraya çevirebilir :)