22 Ekim 2009 Perşembe

Neler Dondurulabilir

Yazan Bal küpü zaman: 08:35 11 yorum
Bazen bir gıdayı uzun süre saklamak için buzluğa atıp donduruyoruz. Ama herşey gerçekten sağlıklı bir şekilde dondurulabilir mi?
İşte dondurulabilecek gıdaların bir listesi*:
Hayvansal Ürünler
Elma
Kayısı
Enginar
Kuşkonmaz
Avokado
Muz
Fasulye
Pancar
Böğürtlen
Yaban mersini
Brokoli
Brüksel Lahanası
Tereyağı
Lahana veya Çince Lahana
Havuç
Karnabahar
Kereviz
Peynir
Kiraz
Narenciye
Istiridye
Yengeç
Taze Coconut
Mısır
Cranberries
Kuş üzümü
Patlıcan
Yumurta
İncir
Üzüm
Üzüm: misket
Yeşiller (Ispanak dahil)
Sarımsak (yağda)
Taze otlar
Dondurma
Limon Lor, Derin dondurucu
Istakoz
Etler
Mango
Karpuz
Mantar
Bamya
Soğan
Istiridye
Bezelye
Şeftali veya Nektarin
Armut
Çan veya tatlı biber
Ananas
Kümes hayvanları ve av kuşları
Erik
Nar
Tatlı patates
Balkabağı
Ahududu
Karides
Ekşi krema
Ispanak
Çilek
Domates
Yeşil Domates
Şalgam
Krem Şanti
Kabak

02 Ekim 2009 Cuma

Çiçek Kurabiye

Yazan Bal küpü zaman: 21:55 11 yorum


Çocuklarla birlikte kırtasiye alışverişi sırasında bulduk bu kalıpları! Güzel kurabiyeler yapılabileceği için de kaçırmadan aldık.

Ve hemen iki renkli kurabiyeler yapmaya karar verdik. Çocuklar kalıptan çıkan çiçek hamurlarını çok büyük bir keyifle üst üste koyup şekil verdiler. İtiraf ediyorum biraz zaman aldı. Ama pişmesini sabırsızlıkla bekleyip afiyetle yediler.


kolaj kurabiye


Tarif her zamanki gibi

2 yumurta
1 çay bardağı süt
125 g oda ısısı margarin
1 su bardağı pudra şekeri
kabartma tozu, vanilya

Hamuru hazırlayınca yarısına limon rendesi, zencefil ve biraz tarçın ekleyip ayırdım. Kalan yarısına da kakao ekledim. Ve ikisinden de ayrı ayrı çıkan çiçeklerin renklerini değiş tokuş yapıp fırınladık. 200'c de 15 dk içinde piştiler.

09 Eylül 2009 Çarşamba

Bayram Sonrası

Yazan Bal küpü zaman: 17:30 6 yorum
Hızlı ve yoğun geçen bir ramazan ve bayram sonrası buradayım. Oğlum okuluna başladı. Kırtasiye malzemeleri, okul alışverişi ve eksikler ancak bitti. Hayırlı olur inşallah.

Bu arada kış hazırlıkları başladı. İlk defa turşu kurdum. İnşallah güzel olur. Sağolsun anneler gönderiyor ama bir kere de ben deneyeyim dedim :) Eşim pek ümitli değil ama acemi şansı belli mi olur? bakarsınız güzel olur di mi??


Bir de Balküpü bu yıl KPSS sınavına girmek istiyor. Sıkı çalışması lazım.Çoook uzun bir ara verdi çünkü :(

O yüzden eskisi kadar sık güncelleyemiyor sayfalarını. Gerçi iki küçük çocuk ve evdeki bir yığın işten fırsat bulursa ders çalışabilecek, yani bayağı zor bu gidişle!!!

Ah annecim yanımda olsaydın çok daha kolay olurdu işim ama sağlıklı olun, iyi olun o da yeter napalım.


Balküpü bu sayfalardan da kopmak istemiyor. O yüzden eskisi kadar sık yazamasa da yine tarifleri, çocuk aktiviteleri ve günlük hayatını paylaşmaya devam edecek, elinden geldiğince :)

En kısa sürede görüşmek üzere :)

01 Eylül 2009 Salı

Normandiya dün ve bugün

Yazan Bal küpü zaman: 08:21 7 yorum


2. Dünya savaşının seyrini değiştiren meşhur çıkartma ile ünlüdür Normandiya. Dün ve bugüne ait fotoğraflar verilmiş bu sitede. İşin enterasanı o kadar yıkık dökük şehri sadece onarmış ve güzelleştirmiş adamlar. Aslını korumuşlar.

Bizim İstanbul'u düşünüyorum da, o eski resimlerdeki yalılar, köşkler vs. çoğunun yerinde yeller esiyor. Biz yıkıp çirkin apartmanlara dönüştürdük.

İstanbul'u seven bir yabancı yıllar sonra gelmiş İstanbul'a da sormuşlar nasıl buldunuz İstanbul'u diye. "Çok zor buldum" demiş.

Bursa'da da eski Bursa evleri diye nam salmış evlerden neredeyse hiç kalmadı. Bursa'daki Uluumay Osmanlı Halk Kıyafetleri ve Takıları Müzesi'nin bulunduğu Şair Ahmet Paşa Medresesi’ni restore eden mimar ile konuşmuştuk bu yaz. Restorasyona başladıklarında medresenin içinden kamyonlarca çöp çıkardıklarını söylemişti. Yıllarca bakımsız kalmış ve çöplüğe dönmüş.

Çok yazık...

27 Ağustos 2009 Perşembe

Çarşı Pazar Gül

Yazan Bal küpü zaman: 10:50 7 yorum

www_yeniresim_com_-_Gl_Resimler


Seyrimde bir şehre vardım
Gördüm sarayı güldür gül


Gül alırlar gül satarlar
Gülden terazi tutarlar


Gülü gül ile tartarlar
Çarşı pazarı güldür gül

Bir Ramazan ayı daha geldi . Oruç güzel ama yalnızca maddi yönü değil manevi yönüyle oruc daha bir güzel.

Rahmetle, fakirlere merhametle, dertlere tevekkülle, kırıcı sözlere tebessümle, ticarette gülden terazi kuracak kadar adaletle mukabele etmek ne güzel...

Tüm şehirler, köyler, caddeler, sokaklarda gül alıp gül satanları görmek ne güzel...

Herkesin Ramazan'ı mübarek olsun :)

17 Ağustos 2009 Pazartesi

Bir Dağın Eteğine Sığınmak

Yazan Bal küpü zaman: 10:56 5 yorum

Bursa notlarımla başlamak istedim tatil yazıma. Bir şehir ki hafızasında birikmiş binlerce ses, iç içe geçmiş yüzyıllar boyu açılmayı beklemiş bir sürü yaşanmışlık karşılıyor sizi. Hangisinden başlayacağını bilemez insan ama ben şimdi Muradiye külliyesini anlatmaya çalışacağım.

muradiye2

Külliye Uludağ'ın eteklerinde olup, ismini Fatih'in babası II. Murat'tan alır. Kubbeler ve selvi ağaçları ile bezeli bir mekandır Muradiye külliyesi.

muradiye

Bursa ovasına baktığınızda varlığıyla içinizi burkan bir görüntüsü vardır. O sessiz, dingin ve zamana karşı direnen duruşuyla insanı etkiler.

eski muradiye

Beton yığınları arasında zorlukla seçersiniz. Muradiye ve Bursa ovasının resimlerini görüyorsunuz. İki ayrı zamana ait. Maalesef plansız şehircilik anlayışımız yeşil Bursa'yı da beton yığınlarına boğmuş görüldüğü gibi :(

muradiye15

2.Murad İstanbul'u alma gayesiyle yaşamıştır. Fakat Hacı Bayram-ı Veli'nin -Siz değil Sultanım İstanbul'un fethi şu beşikteki çocukla, şu köse Akşemseddin'e müyesser olacaktır sözünden sonra 14 yaşına gelen Fatih'e tahtını tacını gönüllü bırakıp, inzivaya çekilen tek padişah olacaktır.

muradiye13

Tanpınar'ın 'Muradiye sabrın acı meyvesi' derken bahsettiği yoksa bu mudur? Zaferi göremeden hayatını kaybeder Sultan Murat...Ve fetih oğlu Mehmet'e nasip olur.

muradiye3


muradiye 5

Türbesinde ilk göze çarpan sadeliktir. Vasiyeti üzerine türbesinin üzeri kapatılmamış, toprak olarak kalmıştır.

muradiye12

Üzerindeki kubbenin ortasında da bir delik vardır. Yağmur suları buradan toprağa değer. Böyle istemiştir, gökyüzüne açılır mezarı.

muradiye7

Türbenin çıkışında dev bir çınarın yıkılmış olduğunu gördük.

muradiye9

Söylenene göre Osmanlı imparatorluğu yıkıldığı zaman devrilmiş onunla yaşıt koca çınar. Şimdi yerine yenisi ekilmiş.

muradiye10

Bu türbe dikkatimizi çekti. Etrafında duvar yoktu ve diğer türbelerden farklıydı.

muradiye8

Meğer Fatih Sultan Mehmet'i doğurtan ebenin türbesiymiş. Oğlu doğduğu zaman padişah, ne dilersen senin olur demiş. O da kabrim sizin ailenizle bir arada bulunsun yalnızca onu isterim, başka bir şey istemem deyince, mezarı külliyenin içinde yer almış. Karıştırılmasın diye daha farklı yapılmış.

Bursa'nın en derin semtindeki külliyenin etrafındaki tarihi evler yolculuğunuzda size eşlik eder.Bu güzel mekanın karşısında bir Eski Bursa evi müzesi ve bir Osmanlı halk kıyafetleri ve takı müzesi' de var.

muradiye6

Kurucusu Esat Uluumay 40 yıl boyunca köyleri gezerek kolleksiyonunu oluşturmuş. Köy köy gezip çeyiz sandıklarını açtırmış. Yöre yöre güzel bir koleksiyon oluşturmuş. Bir zaman tüneli gibi. O dönem gözlerinizin önünde canlanıyor. Renk renk oldu Bursa sokakları sanki.

uluumay_kayafet

Yalnız insanın eşya kadar kıymeti yok. Kimler kullanmış, kimler emek etmiş, özen göstermiş günümüze dek gelmiş hayret ediyorsunuz.

Restorasyonunu yapan mimarla yeşillikler içinde bir bahçede güzel bir sohbet yapma imkanı bulduk ve zaman o kadar hızla aktı ki, maalesef Bursa evi gezimiz başka bir zamana kaldı.

Not: Devamı gelecek...

12 Ağustos 2009 Çarşamba

Yazdım işte !

Yazan Bal küpü zaman: 14:39 5 yorum

Uzun bir ara verince yazmaya başlamak zor oluyormuş anladım :) Tatilimiz bitti. Evimize döndük çok şükür. Tatilde yazarım bir şeyler diyordum, resim eklerim filan :) ama fırsat olmadı. Kendimi zamanın akışına bıraktım sadece.

Dinlendim sayılır, bol bol gezdim çünkü :) Tarih dolu bir tatil oldu. Ayrıntılara dikkat verdiğim, öğrendiğim, başka zamanlara gidip geldiğim...

Öncelikle doğup büyüdüğüm şehrin {Bursa} tarihinin sayfalarını çevirdim. Üzerlerindeki tozu bir üfleyişte temizledim. İçindeki sayfaları açtıkca hayret ettim.

Tam bu esnada Elif Şafak'ın Aşk romanı elime geçti. Benim tarihi yolculuğuma eşlik etti. Bir çırpıda bitirdim. Ama bitmedi... Okuduktan çok sonraları bile bana arkadaşlık etti.

Daha sonra yaşadığım şehrin{İstanbul} sayfalarını araladım. Sonu gelmez bir deryaydı sanki. Yol aldım sandım ama yollar uzadı. Velhasıl hepsi bir noktada birleşti.

'Kim demiş tarih keyifli değildir diye ! Tarihin güzellikleri ayrıntılarındadır' Bildiğimiz donuk ve soğuk tarihi bilgiler ara sokaklarda renkleniyor, şekilleniyor, canlanıyor sanki.

O yüzden kısa sürede toplayabildiklerimi aktaracağım bu sayfalara, inşallah tabi :)) Neyse başlayınca oluyormuş, yazdım işte...

17 Temmuz 2009 Cuma

Zeytinyağlı Patlıcan Silkmesi

Yazan Bal küpü zaman: 09:00 10 yorum

Sıcaklar biraz azaldıda kendimize geldik. Yoksa insanın canı ne dışarı çıkmak istiyor ne de mutfakta bir şeyler yapmak. İstanbul boşaldı zaten. Yakında biz de yolcuyuz, hayırlısıyla tatilimizi yapıp döneceğiz bakalım:)

Geçen akşam Oktay Usta'nın tarifiyle yaptığım yemeği beğendik, ekleyeyim dedim.
  • 3-4 patlıcan
  • 1-2 kuru soğan
  • 3 domates rendesi
  • 3 diş sarımsak
  • 2 yeşil biber

Patlıcanların bütün kabuklarını soyup küp küp doğruyoruz. Acısı çıksın diye tuzla ovup suda bekletiyoruz.

Kuru soğan ve sarımsağı az yağda kavuruyoruz. İçine küp doğranmış yeşil biber ve süzdüğümüz patlıcanları ekleyip kavurmaya devam ediyoruz. Üzerine bol domates rendeliyoruz. Tuz ve 2 küp şeker ekleyip hiç su eklemeden kısık ateşte öz suyuyla pişmeye bırakıyoruz.


patlıcan2

Hafif bir yaz yemeği, afiyet olsun :)

10 Temmuz 2009 Cuma

Pırıl Pırıl Yaptım Oyunu

Yazan Bal küpü zaman: 16:49 13 yorum

Evet uzuuun yaz tatilimiz boyunca çocuklarla vakit geçirecek bol vaktimiz var. Günler uzun olunca bir de İstanbul'un büyük bir kısmı tatile gidince, çocuklar arkadaşsız kaldı. Ama evde vakit geçirecek bir sürü meşgale buluyorlar. Birlikte Haydi oynayalım kitabından bir oyun seçtik kızıma bugün. 2 yaş ve üzeri çocuklar için bu oyun.

Aslında benzer şekilde lavobada suyla çok vakit geçiriyor. Eline bir bulaşık süngeri ve biraz bulaşık deterjanı döküyordum. O da devamlı süngeri sıkarak köpük yapıyor ve çok mutlu oluyordu. Kitapta öneri olarak bir kesme tahtası, masa ya da sandalyeyi boyalarla kirletin.Çocuğun eline de kirleri temizlemek için bir fırça verin ve pırıl pırıl oyununu oynayın diyordu.

Ben de plastik bardakları boya kalemleriyle kirlettim.{ Hatta bu işi kızım severek yaptı :)}

resim2

Daha sonra süngerle onları çıkartmak için bayağı uğraştı.

resim3

Sonunda pırıl pırıl bardaklarına kavuştu.
  • Bu oyunla bir kuvvet ve koordinasyon alıştırması yapmış olduk. Lekeleri çıkartmak için bayağı konsantre oldu :)
  • İşimi iyi beceriyor muyum? duygusunu tattık.
  • Bir de ufak bir hatırlatma böyle süngerleri sıkması onun el kaslarını da geliştiriyor. Bu da onun ilkokula başladığında o uzuun süren yazma alıştırmalarını daha kolay yapmasını ve hemen yorulmamasını sağlarmış efendim :)
 

BalKüpü Copyright © 2009 Baby Shop is Designed by Ipietoon Sponsored by Emocutez