22 Ekim 2009 Perşembe

Neler Dondurulabilir

Yazan Bal küpü zaman: 08:35 12 yorum
Bazen bir gıdayı uzun süre saklamak için buzluğa atıp donduruyoruz. Ama herşey gerçekten sağlıklı bir şekilde dondurulabilir mi?
İşte dondurulabilecek gıdaların bir listesi*:
Hayvansal Ürünler
Elma
Kayısı
Enginar
Kuşkonmaz
Avokado
Muz
Fasulye
Pancar
Böğürtlen
Yaban mersini
Brokoli
Brüksel Lahanası
Tereyağı
Lahana veya Çince Lahana
Havuç
Karnabahar
Kereviz
Peynir
Kiraz
Narenciye
Istiridye
Yengeç
Taze Coconut
Mısır
Cranberries
Kuş üzümü
Patlıcan
Yumurta
İncir
Üzüm
Üzüm: misket
Yeşiller (Ispanak dahil)
Sarımsak (yağda)
Taze otlar
Dondurma
Limon Lor, Derin dondurucu
Istakoz
Etler
Mango
Karpuz
Mantar
Bamya
Soğan
Istiridye
Bezelye
Şeftali veya Nektarin
Armut
Çan veya tatlı biber
Ananas
Kümes hayvanları ve av kuşları
Erik
Nar
Tatlı patates
Balkabağı
Ahududu
Karides
Ekşi krema
Ispanak
Çilek
Domates
Yeşil Domates
Şalgam
Krem Şanti
Kabak

2 Ekim 2009 Cuma

Çiçek Kurabiye

Yazan Bal küpü zaman: 21:55 11 yorum


Çocuklarla birlikte kırtasiye alışverişi sırasında bulduk bu kalıpları! Güzel kurabiyeler yapılabileceği için de kaçırmadan aldık.

Ve hemen iki renkli kurabiyeler yapmaya karar verdik. Çocuklar kalıptan çıkan çiçek hamurlarını çok büyük bir keyifle üst üste koyup şekil verdiler. İtiraf ediyorum biraz zaman aldı. Ama pişmesini sabırsızlıkla bekleyip afiyetle yediler.


kolaj kurabiye


Tarif her zamanki gibi

2 yumurta
1 çay bardağı süt
125 g oda ısısı margarin
1 su bardağı pudra şekeri
kabartma tozu, vanilya

Hamuru hazırlayınca yarısına limon rendesi, zencefil ve biraz tarçın ekleyip ayırdım. Kalan yarısına da kakao ekledim. Ve ikisinden de ayrı ayrı çıkan çiçeklerin renklerini değiş tokuş yapıp fırınladık. 200'c de 15 dk içinde piştiler.

9 Eylül 2009 Çarşamba

Bayram Sonrası

Yazan Bal küpü zaman: 17:30 6 yorum
Hızlı ve yoğun geçen bir ramazan ve bayram sonrası buradayım. Oğlum okuluna başladı. Kırtasiye malzemeleri, okul alışverişi ve eksikler ancak bitti. Hayırlı olur inşallah.

Bu arada kış hazırlıkları başladı. İlk defa turşu kurdum. İnşallah güzel olur. Sağolsun anneler gönderiyor ama bir kere de ben deneyeyim dedim :) Eşim pek ümitli değil ama acemi şansı belli mi olur? bakarsınız güzel olur di mi??


Bir de Balküpü bu yıl KPSS sınavına girmek istiyor. Sıkı çalışması lazım.Çoook uzun bir ara verdi çünkü :(

O yüzden eskisi kadar sık güncelleyemiyor sayfalarını. Gerçi iki küçük çocuk ve evdeki bir yığın işten fırsat bulursa ders çalışabilecek, yani bayağı zor bu gidişle!!!

Ah annecim yanımda olsaydın çok daha kolay olurdu işim ama sağlıklı olun, iyi olun o da yeter napalım.


Balküpü bu sayfalardan da kopmak istemiyor. O yüzden eskisi kadar sık yazamasa da yine tarifleri, çocuk aktiviteleri ve günlük hayatını paylaşmaya devam edecek, elinden geldiğince :)

En kısa sürede görüşmek üzere :)

1 Eylül 2009 Salı

Normandiya dün ve bugün

Yazan Bal küpü zaman: 08:21 8 yorum


2. Dünya savaşının seyrini değiştiren meşhur çıkartma ile ünlüdür Normandiya. Dün ve bugüne ait fotoğraflar verilmiş bu sitede. İşin enterasanı o kadar yıkık dökük şehri sadece onarmış ve güzelleştirmiş adamlar. Aslını korumuşlar.

Bizim İstanbul'u düşünüyorum da, o eski resimlerdeki yalılar, köşkler vs. çoğunun yerinde yeller esiyor. Biz yıkıp çirkin apartmanlara dönüştürdük.

İstanbul'u seven bir yabancı yıllar sonra gelmiş İstanbul'a da sormuşlar nasıl buldunuz İstanbul'u diye. "Çok zor buldum" demiş.

Bursa'da da eski Bursa evleri diye nam salmış evlerden neredeyse hiç kalmadı. Bursa'daki Uluumay Osmanlı Halk Kıyafetleri ve Takıları Müzesi'nin bulunduğu Şair Ahmet Paşa Medresesi’ni restore eden mimar ile konuşmuştuk bu yaz. Restorasyona başladıklarında medresenin içinden kamyonlarca çöp çıkardıklarını söylemişti. Yıllarca bakımsız kalmış ve çöplüğe dönmüş.

Çok yazık...

27 Ağustos 2009 Perşembe

Çarşı Pazar Gül

Yazan Bal küpü zaman: 10:50 7 yorum

www_yeniresim_com_-_Gl_Resimler


Seyrimde bir şehre vardım
Gördüm sarayı güldür gül


Gül alırlar gül satarlar
Gülden terazi tutarlar


Gülü gül ile tartarlar
Çarşı pazarı güldür gül

Bir Ramazan ayı daha geldi . Oruç güzel ama yalnızca maddi yönü değil manevi yönüyle oruc daha bir güzel.

Rahmetle, fakirlere merhametle, dertlere tevekkülle, kırıcı sözlere tebessümle, ticarette gülden terazi kuracak kadar adaletle mukabele etmek ne güzel...

Tüm şehirler, köyler, caddeler, sokaklarda gül alıp gül satanları görmek ne güzel...

Herkesin Ramazan'ı mübarek olsun :)

17 Ağustos 2009 Pazartesi

Bir Dağın Eteğine Sığınmak

Yazan Bal küpü zaman: 10:56 5 yorum

Bursa notlarımla başlamak istedim tatil yazıma. Bir şehir ki hafızasında birikmiş binlerce ses, iç içe geçmiş yüzyıllar boyu açılmayı beklemiş bir sürü yaşanmışlık karşılıyor sizi. Hangisinden başlayacağını bilemez insan ama ben şimdi Muradiye külliyesini anlatmaya çalışacağım.

muradiye2

Külliye Uludağ'ın eteklerinde olup, ismini Fatih'in babası II. Murat'tan alır. Kubbeler ve selvi ağaçları ile bezeli bir mekandır Muradiye külliyesi.

muradiye

Bursa ovasına baktığınızda varlığıyla içinizi burkan bir görüntüsü vardır. O sessiz, dingin ve zamana karşı direnen duruşuyla insanı etkiler.

eski muradiye

Beton yığınları arasında zorlukla seçersiniz. Muradiye ve Bursa ovasının resimlerini görüyorsunuz. İki ayrı zamana ait. Maalesef plansız şehircilik anlayışımız yeşil Bursa'yı da beton yığınlarına boğmuş görüldüğü gibi :(

muradiye15

2.Murad İstanbul'u alma gayesiyle yaşamıştır. Fakat Hacı Bayram-ı Veli'nin -Siz değil Sultanım İstanbul'un fethi şu beşikteki çocukla, şu köse Akşemseddin'e müyesser olacaktır sözünden sonra 14 yaşına gelen Fatih'e tahtını tacını gönüllü bırakıp, inzivaya çekilen tek padişah olacaktır.

muradiye13

Tanpınar'ın 'Muradiye sabrın acı meyvesi' derken bahsettiği yoksa bu mudur? Zaferi göremeden hayatını kaybeder Sultan Murat...Ve fetih oğlu Mehmet'e nasip olur.

muradiye3


muradiye 5

Türbesinde ilk göze çarpan sadeliktir. Vasiyeti üzerine türbesinin üzeri kapatılmamış, toprak olarak kalmıştır.

muradiye12

Üzerindeki kubbenin ortasında da bir delik vardır. Yağmur suları buradan toprağa değer. Böyle istemiştir, gökyüzüne açılır mezarı.

muradiye7

Türbenin çıkışında dev bir çınarın yıkılmış olduğunu gördük.

muradiye9

Söylenene göre Osmanlı imparatorluğu yıkıldığı zaman devrilmiş onunla yaşıt koca çınar. Şimdi yerine yenisi ekilmiş.

muradiye10

Bu türbe dikkatimizi çekti. Etrafında duvar yoktu ve diğer türbelerden farklıydı.

muradiye8

Meğer Fatih Sultan Mehmet'i doğurtan ebenin türbesiymiş. Oğlu doğduğu zaman padişah, ne dilersen senin olur demiş. O da kabrim sizin ailenizle bir arada bulunsun yalnızca onu isterim, başka bir şey istemem deyince, mezarı külliyenin içinde yer almış. Karıştırılmasın diye daha farklı yapılmış.

Bursa'nın en derin semtindeki külliyenin etrafındaki tarihi evler yolculuğunuzda size eşlik eder.Bu güzel mekanın karşısında bir Eski Bursa evi müzesi ve bir Osmanlı halk kıyafetleri ve takı müzesi' de var.

muradiye6

Kurucusu Esat Uluumay 40 yıl boyunca köyleri gezerek kolleksiyonunu oluşturmuş. Köy köy gezip çeyiz sandıklarını açtırmış. Yöre yöre güzel bir koleksiyon oluşturmuş. Bir zaman tüneli gibi. O dönem gözlerinizin önünde canlanıyor. Renk renk oldu Bursa sokakları sanki.

uluumay_kayafet

Yalnız insanın eşya kadar kıymeti yok. Kimler kullanmış, kimler emek etmiş, özen göstermiş günümüze dek gelmiş hayret ediyorsunuz.

Restorasyonunu yapan mimarla yeşillikler içinde bir bahçede güzel bir sohbet yapma imkanı bulduk ve zaman o kadar hızla aktı ki, maalesef Bursa evi gezimiz başka bir zamana kaldı.

Not: Devamı gelecek...

12 Ağustos 2009 Çarşamba

Yazdım işte !

Yazan Bal küpü zaman: 14:39 5 yorum

Uzun bir ara verince yazmaya başlamak zor oluyormuş anladım :) Tatilimiz bitti. Evimize döndük çok şükür. Tatilde yazarım bir şeyler diyordum, resim eklerim filan :) ama fırsat olmadı. Kendimi zamanın akışına bıraktım sadece.

Dinlendim sayılır, bol bol gezdim çünkü :) Tarih dolu bir tatil oldu. Ayrıntılara dikkat verdiğim, öğrendiğim, başka zamanlara gidip geldiğim...

Öncelikle doğup büyüdüğüm şehrin {Bursa} tarihinin sayfalarını çevirdim. Üzerlerindeki tozu bir üfleyişte temizledim. İçindeki sayfaları açtıkca hayret ettim.

Tam bu esnada Elif Şafak'ın Aşk romanı elime geçti. Benim tarihi yolculuğuma eşlik etti. Bir çırpıda bitirdim. Ama bitmedi... Okuduktan çok sonraları bile bana arkadaşlık etti.

Daha sonra yaşadığım şehrin{İstanbul} sayfalarını araladım. Sonu gelmez bir deryaydı sanki. Yol aldım sandım ama yollar uzadı. Velhasıl hepsi bir noktada birleşti.

'Kim demiş tarih keyifli değildir diye ! Tarihin güzellikleri ayrıntılarındadır' Bildiğimiz donuk ve soğuk tarihi bilgiler ara sokaklarda renkleniyor, şekilleniyor, canlanıyor sanki.

O yüzden kısa sürede toplayabildiklerimi aktaracağım bu sayfalara, inşallah tabi :)) Neyse başlayınca oluyormuş, yazdım işte...

17 Temmuz 2009 Cuma

Zeytinyağlı Patlıcan Silkmesi

Yazan Bal küpü zaman: 09:00 10 yorum

Sıcaklar biraz azaldıda kendimize geldik. Yoksa insanın canı ne dışarı çıkmak istiyor ne de mutfakta bir şeyler yapmak. İstanbul boşaldı zaten. Yakında biz de yolcuyuz, hayırlısıyla tatilimizi yapıp döneceğiz bakalım:)

Geçen akşam Oktay Usta'nın tarifiyle yaptığım yemeği beğendik, ekleyeyim dedim.
  • 3-4 patlıcan
  • 1-2 kuru soğan
  • 3 domates rendesi
  • 3 diş sarımsak
  • 2 yeşil biber

Patlıcanların bütün kabuklarını soyup küp küp doğruyoruz. Acısı çıksın diye tuzla ovup suda bekletiyoruz.

Kuru soğan ve sarımsağı az yağda kavuruyoruz. İçine küp doğranmış yeşil biber ve süzdüğümüz patlıcanları ekleyip kavurmaya devam ediyoruz. Üzerine bol domates rendeliyoruz. Tuz ve 2 küp şeker ekleyip hiç su eklemeden kısık ateşte öz suyuyla pişmeye bırakıyoruz.


patlıcan2

Hafif bir yaz yemeği, afiyet olsun :)

10 Temmuz 2009 Cuma

Pırıl Pırıl Yaptım Oyunu

Yazan Bal küpü zaman: 16:49 13 yorum

Evet uzuuun yaz tatilimiz boyunca çocuklarla vakit geçirecek bol vaktimiz var. Günler uzun olunca bir de İstanbul'un büyük bir kısmı tatile gidince, çocuklar arkadaşsız kaldı. Ama evde vakit geçirecek bir sürü meşgale buluyorlar. Birlikte Haydi oynayalım kitabından bir oyun seçtik kızıma bugün. 2 yaş ve üzeri çocuklar için bu oyun.

Aslında benzer şekilde lavobada suyla çok vakit geçiriyor. Eline bir bulaşık süngeri ve biraz bulaşık deterjanı döküyordum. O da devamlı süngeri sıkarak köpük yapıyor ve çok mutlu oluyordu. Kitapta öneri olarak bir kesme tahtası, masa ya da sandalyeyi boyalarla kirletin.Çocuğun eline de kirleri temizlemek için bir fırça verin ve pırıl pırıl oyununu oynayın diyordu.

Ben de plastik bardakları boya kalemleriyle kirlettim.{ Hatta bu işi kızım severek yaptı :)}

resim2

Daha sonra süngerle onları çıkartmak için bayağı uğraştı.

resim3

Sonunda pırıl pırıl bardaklarına kavuştu.
  • Bu oyunla bir kuvvet ve koordinasyon alıştırması yapmış olduk. Lekeleri çıkartmak için bayağı konsantre oldu :)
  • İşimi iyi beceriyor muyum? duygusunu tattık.
  • Bir de ufak bir hatırlatma böyle süngerleri sıkması onun el kaslarını da geliştiriyor. Bu da onun ilkokula başladığında o uzuun süren yazma alıştırmalarını daha kolay yapmasını ve hemen yorulmamasını sağlarmış efendim :)

4 Temmuz 2009 Cumartesi

Buz Devri 3 filmini izledik :)

Yazan Bal küpü zaman: 17:14 8 yorum

Bugün çoluk çocuk Buz devri 3 filmini izlemeye gittik. Çook süper yapmışlar yine.

3 boyutlu digital bir filmdi. Girişte gözlüklerimizi aldık ve öyle seyrettik. Daha önce hiç 3 boyutlu bir film izlemediğim için değişik bir deneyim oldu.

İnsan gerçekten filmin içindeymiş gibi. Bazı sahneler ürkütücü. Özellikle o sahnelerde oğlum hemen gözlüklerini çıkardı. Oğlum bak böyle daha güzel dediğimde; ama anne sanki dinazor üstüme geliyor diye cevapladı:)
Bundan sonra 3 boyutlu filmler tercihim. Ben çook sevdim çünkü :)

Velhasıl macera, heyecan, az korku ve bol sevgi ve şefkat içeren çok güzel bir film olmuş, vakti olan uğrasın derim :)
Keşke sinemalar daha ucuz olabilse ve çok daha sık gidilse. Bir arkadaşım Rusya'da anne ve çocuklar için hafta içi sinemalara buradaki 1 liraya denk bir parayla gidilebildiğini söylemişti. Çok çocuklu aileler için müthiş olurdu bence :)

Gerçi belediyelerin bu konuda güzel çalışmaları var. 2,5 liraya film izleyebiliyorsunuz. http://www.kultursanat.org/sinema adresinden İstanbul için filmleri ve gösterim yerlerini görebilirsiniz.

Buz devri 3 filmi hakkında sitesinde ayrıntılı bilgi edinebilirdiniz, basit oyunlar da var, incelemek çocukların çok hoşuna gitti.

Aşağıda filmin fragmanını izleyin bakalım beğenecek misiniz?



3 Temmuz 2009 Cuma

Evde Kolay Limonata Yapımı

Yazan Bal küpü zaman: 23:49 19 yorum

Yaz sıcakları bastırınca insan nasıl serinleyeceğini şaşırıyor. O yüzden ne zamandır yapsam dediğim limonatayı gündeme getirdim. Çok kolaymış, nedense zor olacağını düşünüyordum !!

Özellikle kızım piyasada limonata diye satılan içeceğe hayran. Devamlı içmek istiyordu. Ben de doğal olmadığı düşüncesiyle tedirgindim.

Tamam, her yediğimiz doğal mı? sanki diye konuşanlar oluyor ama, yine de çocuklar elden geldiğince daha az katkılı ve koruyuculu besinler tüketmeli..Zaten devamlı geni bozulmuş tohumlar, ilaç kalıntıları, hormonlar, kirli hava, doğal hayattan uzak bir yaşam onları zorluyor değil mi? O yüzden bugün o limonata içtikçe ben ferahladım sanki :)

Yapımı çok basit
3 limonu rendeledim. Üzerine şeker ilave ettim.(Her limon için 2 yemek kaşığı olacak şekilde yani toplam 6 yemek kaşığı şeker koydum)

Daha sonra şeker ve limon rendesini iyice ovdum. Bu aşamada isterseniz rondodan geçirebilirsiniz ya da havanda dövebilirsiniz.

Rendelenen 3 limonun suyunu sıktım. Şekerli karışıma ekledim. İyice karıştırıp, buz gibi suyla sulandırdım. Yaklaşık 10 bardak su ekledim galiba. Siz damak tadınıza göre sulandırabilirsiniz.

İçine nane ya da zencefil konabilir daha farklı aroma alması için. Ama çocuklar bu tada alışık oldukları için ben eklemedim. Sürahiye boşaltırken tel süzgeçten geçirdim.

Bir de C vitamini hemen bozulup özelliğini kaybedeceği için 1 kerelik yaptım. Zaten kısa sürede tükendi. Salatayı hazırlarken arada limonata da çıktı.

Böyle uzun uzadıya anlattığıma bakmayını, emin olun yapması çok kolay :)
limon1

2 Temmuz 2009 Perşembe

Ahşap Telefon

Yazan Bal küpü zaman: 09:06 5 yorum
Altından, gümüşten, mücevher işlemeli telefonların haberleri çıkmıştı da hiç ahşap cep telefonu görmemiştim. Ruslar ağaç bol olduğundan herhalde ahşap işini pek seviyorlar.

Gayet çevre dostu bir telefon. Buralarda satılsa alınabilir aslında.(Teknoloji kısmını biraz ilerletmeleri lazım. Biraz eski model kalmış:)) Tabi ağır olma ihtimali de var. Pratiik mi bilinmez?

Detaylı resimlerine buradan bakabilirsiniz.

1 Temmuz 2009 Çarşamba

Bana Ellerini Ver

Yazan Bal küpü zaman: 23:03 7 yorum
8 yıl geride kaldı bile. Allah evliliğinde herkese mutluluk ve huzur versin.Sağlıkla daha uzuuun yıllar birlikte olmak dileğiyle. Çok sevdiğim bir şarkıyı eklemek istedim bugün :)

Bizden tam 6 yıl sonra kardeşim de aynı gün evlenmişti. Onların da evlilik yıldönümlerini kutluyorum. Hep beraber olun inşallah :)

30 Haziran 2009 Salı

Herse

Yazan Bal küpü zaman: 10:01 13 yorum
herse

Adı değişik gelebilir ama yaz için çok hafif bir tarif. Benzerini yapıyor olabilirsiniz. Özellikle pikniğe gittiğimizde annemler mangalda ilk önce patlıcanları ve biberleri pişirir ve bu salatayı hazırlardı. Çok lezzetli olduğu için hemen biterdi.

Resimde gördüğünüz herseyi babacığım hazırladı. Sağolsun mutfağa meraklıdır. Pazar günleri mutfakta mutlaka bir şeyler yapar. Eli de çok lezzetlidir. Ne yapsa çok güzel olur. Bursa'dayken bu salatayı yapmıştı. Tabi hemen resimledim :)

Tarifi çok basit. Patlıcanlar, çarliston biberler ve domates ateşte közledir.Soğuyup temizlendikten sonra, bıçakla incecik doğranır. Hatta tahtada bıçakla vurarak ezilir. İçine bol limon, zeytinyağı , tuz ve dövülmüş sarımsak eklenip servis yapılır.

herse2

29 Haziran 2009 Pazartesi

Dar Mekanda Oturanlar

Yazan Bal küpü zaman: 08:38 3 yorum
Eskiler demişler, geniş mekanda ferahlık vardır diye. Dar mekanlar insanın ruhunu sıkıyor. Nerede genişlik orada ferahlık. Fakat imkanları gereği böyle yerlerde oturmak durumunda olan insanlar var.

Kimileri bu dar alanları gayet yaşanılabilir yerlere çevirmiş. Dıştan da güzel görünüyor. İçeride yaşantı nasıl gerçekleşir onu tam da bilemiyorum tabii :)

Her neyse bu blogda dünyanın bazı yerlerindeki minik evlerin resimleri var. Kimisi iki bina arasına sıkıştırılmış, kimisi iki yolun arasında kalmış, kimisi de arsanın imkanlarını sonuna kadar kullanmış. Orijinal evler anlayacağınız.

25 Haziran 2009 Perşembe

Saitabat Şelalesi

Yazan Bal küpü zaman: 13:57 9 yorum

Bir iki gündür Bursa'dayım. Sıcaklar bunaltınca kaçtık. Hafta sonunu burada geçirip kısmetse hafta başı yine İstanbul'da olacağız.

Bursa'da yeni bir yer keşfettim. Aslında yeni değil ama ben yaklaşık 8 yıldır anne şehrinden uzakta olduğum için ancak görmek nasip oldu.

Bu sabah Saitabat köyüne kahvaltıya gittik. Bursa'nın Ankara yolu üzerinde meşhur su markalarının dolum istasyonlarının olduğu tepelere çıkarken yol boyu ince ince akan sular bizi izledi. Yeşillikler içinde Uludağ'ın eteklerinden yukarı çıkarken ovaya doğru akan bu şırıl şırıl su sesleri ruhumuzu dinlendirdi.
2009 SEYİTABAD

Biraz daha yukarı çıktığımızda yalçın kayalıklar ve gürül gürül akan dereyi ve küçük şelaleyi gördük. Serin çam kokulu havası ve muhteşem manzarasıyla köyü çok beğendik.

Ama Saitabat'ı farklı yapan bir özelliği var. Köylü kadınların muhteşem dayanışması.

gazete

Bu dayanışma Saitabat Köyü Kadınları Dayanışma Derneği'ni kurdurmuş.

Şelalenin yanında çok güzel bir işletme yapmışlar. Köyün kadınları sırayla buraya gelip çalışıyor. Köy kahvaltısı veriyorlar. Köy ekmeği, cevizli lokum, elde açılmış gözlemeler ve silor da kahvaltıya dahil.

kahvaltı


İçerisi köy evi şeklinde dizayn edilmiş. Çok sıcak bir ortam. Sanki evinizmiş gibi.


oda2


ooda

Bahçede sedirler içinde ortancalarla süslü yer sofraları kurulmuş. Çok temiz ve nezih bir yer.

2009 SEYİTABAD 083


Ayrıca kadınlar tamamen organik ürünlerini burada satışa sunuyorlar. Tarhanalar, erişteler, mantılar, silorlar

ürünler2


çeyizlik el işleri, el yapımı bebekler vs...


2009 SEYİTABAD 075

Mayıs ayında hıdrellez şenlikleri, sünnet ve düğün organizasyonları yapıyorlar. Tüm süslemeler, şekerler, sepetler hep köyün kadınlarının ellerinden çıkıyor. Kadınlar dayanışmayla süper işler çıkarmışlar. Hem köy kazanmış hem onlar. Yönetim kurulu ve üyelerin hepsi bayan.

Hafta sonları çok kalabalık olduğunu söylediler. Biz hafta içi gittiğimiz için çok sakindi. Bursa'nın daha çoook keşfedilecek güzelliği var sanırım.

Bu güzel köyün güzel insanlarına, resimlere, yapılan organizasyonlara derneğin SİTESİNDEN ulaşabilirsiniz.

Köy merkezine geldiğimizde de bir sürpriz bizi bekliyordu. Uzun süredir böyle gürül gürül boşa akan su görmemiştim. Oysa eskiden su bolluğundan olsa gerek Uludağ yolunda tüm çeşmeler böyle akardı. Artık pek kalmadı.

saitabat3

Köyün camisinin karşısında bulunan bu buz gibi dağ suyundan bidonlarımızı doldurmayı ihmal etmedik.

Hakikaten havasıyla, temizliğiyle ve sakinliğiyle tam dinlenilecek yerler buraları. Fırsatı olanlar rotalarını buraya çevirebilir :)

24 Haziran 2009 Çarşamba

Portakal Çiçeği

Yazan Bal küpü zaman: 12:57 14 yorum

Tarifi Emine Beder'den aldım. Genel itibariyle beğenildi. Yalnız tarifte kullanılan şeker bana biraz fazla geldi. O yüzden daha az kullanılsa daha iyi olur kanaatindeyim.

Şerbetli tatlılar ağır olsa da Osmanlı mutfağının olmazsa olmazları arasında. Denemek isteyenler için tarifi aşağıda :)

HAMUR için
  • 2 Su bardağı sıvıyağ
  • 1 Su bardağı portakal suyu
  • 1 paket kabartma tozu
  • Aldığı kadar un
İÇİ için
  • 1 Su bardağı iri dövülmüş ceviz
  • 1 portakal kabuğu rendesi
  • 1 tatlı kaşığı tarçın
ŞERBET için
  • 3 Su bardağı şeker
    3 Su bardağı Su
  • 1 portakal kabuğu rendesi
TARİF

Hamur malzemeleri karıştırılıp, merdaneyle açalım. Bardak ile yuvarlak keselim. Kesilen yuvarlaklara eşit aralıklarla 4 kesik yapalım.

Cevizli içten bir miktar koyalım. Kesikler sonucu oluşan kanatlardan ikisini cevizli harcın üzerine toplayalım.

Diğer ikisini de kanatların üzerinde birleştirelim. Hafif yağlanmış tepside 200'c de pişirelim.

Şerbeti kaynatıp, soğutmaya bırakalım. Tatlı pişip ılındığında, ılık şerbeti üzerine dökelim.( Şerbet süzülse iyi olur)
Soğutup servis yapalım. Ben şerbetine portakal koyamadım, malum yaz mevsimindeyiz evde 1-2 portakal kalmıştı. Fakat böyle de güzel oldu. Üzerini dondurmayla süsledim. Yaz Ramazanları ve bayramları için güzel bir tarif bence, selamlar .)

tatlı

23 Haziran 2009 Salı

Google Tasks-Görevler

Yazan Bal küpü zaman: 07:22 3 yorum
Google'ın çok güzel bir servisini yeni öğrendim. Bilmeyenlere de tavsiye ediyorum. Google Görevler (Tasks).

Kullanmak için yapmanız gereken Gmail'de Ayarlar'a basıp Labs kısmına girmek. Sonrasında da orada bulunan Görevleri'i etkinleştirmek.

Gmail ana sayfasında sol köşede artık bir Görevler bağlantısı görebilirsiniz.

Görevler'e tıkladığınızda küçük bir ekran açılıyor ve görevlerinizi artık buraya girebiliyorsunuz.

Herhangi bir maili de eylem menüsünden Görevlere Ekle ile görev haline getirebiliyorsunuz. Oldukça pratik.

Ayrıca cep telefonunuzdan da bu görevlere ulaşmanız mümkün: gmail.com/tasks adresine girip görevlerinizi yönetebilirsiniz.

22 Haziran 2009 Pazartesi

El İşlemeli Ev

Yazan Bal küpü zaman: 07:46 7 yorum
Genelde ev yapım işi erkeklerin üzerinde. Bu işi kadınlar üstlense daha estetik evler ortaya çıkar diye düşünüyorum. Resimdeki ev de bunun kanıtı olsa gerek.

Rusya'da bir kadın kendi ahşap evini el işi dantel örer gibi süslemiş. Yani ilginç bir ev sahibesi :) Müthiş süslü bir ev çıkmış ortaya.

Bizim eski camilerimizde de böyle ince ahşap işlemeli minberler, müezzin mahfilleri vardır. Eski taş binaların, ahşap evlerin, tahta oymacılığının en güzel örnekleri sergilenirmiş sokaklarda.

Eskiler bu işe daha meraklıymış sanırım. Bugün ise kimse estetik için fazla uğraşmıyor. Dümdüz evler, binalar, camiler. Modern hayatın birbirinin kopyası yeknesak evler bir süre sonra insanlarda sıkıntı oluşturuyor sanırım.
Kültürümüze ait bir nokta yok, manevi bir hava yok, tek düze farklılık taşımayan mimari her yerde hüküm sürüyor. İstanbul'da tabi asıl İstanbul'da gördüğünüz her köşede farklı bir mimari güzellikle hayran oluyorsunuz. Oysa yeni yerleşim bölgeleri böyle mi???

Bu evin daha fazla fotoğrafı için buraya bakabilirsiniz.
 

BalKüpü Copyright © 2009 Baby Shop is Designed by Ipietoon Sponsored by Emocutez