20 Haziran 2009 Cumartesi

Damla Çikolatalı Ve Bonibonlu Kurabiye

Yazan Bal küpü zaman: 01:48 8 yorum

Yaz tatili başladı ve çocukları tatile gidene kadar evde oyalamak zor oluyor. Allah'tan 2 çocuk olmaları bir işe yaradı. Arada bağrış çığrış olsa da birlikte bir şekilde vakit geçiriyorlar :) Günler uzun olduğu için bir sürü boş vakitleri var.

O boş vakitlerinden yararlanıp bu kurabiyeleri yaptık. Özellikle oğlum mutfakta yardım etmeyi seviyor. Kamera varmış ve program çekiyormuşuz gibi yapıp oyun oynuyoruz.

Mesela ben ona .... ustam yumurtaları getirdim diyorum , o da şunun içine kır filan diyor. Bazen unutup adıyla seslendiğimde hiç bozuntuya vermeden -Anne neyse ki reklam arasındayız, bir daha ismimi söyleme sakın, kameralar görmesin diyor. Çok masumlar gerçekten.
Manayla yemekler pişiyor, bir yandan da oyun oynamış oluyoruz :)

Tarife gelince
  • 1 yumurta
  • 2 su bardağı şeker
  • 1 paket teremyağ
  • kabartma tozu
  • vanilya
  • 3 çorba kaşığı hindistan cevizi, limon ya da portakal rendesi
  • aldığı kadar un
Bu malzemelerle yaptığımız kurabiyelerin bir kısmına damla çikolata, bir kısmına bonibon koyduk. Bir kısmına da ustamın :) isteği üzerine surat şeklini verdik. 175'c de önceden ısıtılmış fırında 15 dk pişirdik.

kurabiye2

19 Haziran 2009 Cuma

Cocuklara Kibritten Ev Yapimi

Yazan Bal küpü zaman: 00:18 5 yorum
Biz çocukken çok yaygındı bu kibritle birşeyler yapma işi. Az uğraşmamıştım kibritleri üst üste dizme işiyle. Günümüz çocukları oyuncaklara boğulduğundan artık pek ihtiyaç kalmadı herhalde.

Zaten kibrit kullanımı da eskisi kadar yok. Eskiden el altında mutlaka kibrit bulundurulurdu. Malum elektrik kesilince hemen gaz lambası, mum filan yakmak için. Düşündüm de ocaklar da şimdiki gibi değildi değil mi? Zaman o kadar hızlı akıyor ve her şey o kadar çabuk değişiyor ki kendimi tarihi bir kişilik gibi gördüm birden !!! Neyse yine mevzu dağıldı :)

Bu site kibritten ev yapımını anlatıyor. Oyuncaklarından sıkılan çocuklar için değişik bir aktivite olur kanaatindeyim. Yalnız buradaki ustalık istiyor daha basite indirgenebilir. Tabii bir miktar kibrite ihtiyacımız var.

18 Haziran 2009 Perşembe

Haydi Oynayalım

Yazan Bal küpü zaman: 09:45 3 yorum
kitap

Geçen gün güzel bir mail aldım. Optimist Kitap'tan Ayşe Bilge hanım, yeni piyasaya çıkardıkları bir çocuk kitabını armağan etmek istediklerini yazmış. Tabi ki çok sevindim. Nazik maili için de kendisine ayrıca teşekkür ederim.

Dün kitap(lar) elime ulaştı. Sağolsunlar bahsettikleri kitabın yanında çok güzel bir hikaye kitabı da yollamışlar. Çocuklarla birlikte heyecan içinde paketi açtık.

Kitabın ismi 'Haydi oynayalım'. İçinde tam 355 tane çocuk oyunu var. Kitabı ilk aldığımda farklı çocuk oyunları var diye düşünmüştüm. Ama incelediğimde gördüm ki yalnızca oyunlar yok.

1 yaşından 7 yaşına kadar olan çocukların gelişim aşamaları ve bu aşamalara uygun doğru oyunlar, 7 yetenek alanını geliştirmek, anne-babalara ipuçları ve yaralı dip notlar, çocukların gelişimi için faydalı oyuncaklar ve aşağıda göreceğiniz gibi hangi oyunlarla hangi yeteneklerin gelişeceğini gösteren tablolar var.

kitap 2

Gerçekten çok hoşuma gitti. Ve özellikle uzuuun bir yaz tatili öncesi çocuklarla eğlenceli zaman geçirmek için bir sürü güzel fikir var.

Size kitaptan küçük bir paylaşım:
Ders Çalıştırmaya Hayır:
Okul öncesi dönemde alıcıları yüksek olan çocuğa ders vermek, okuma-yazma öğretmek, okul yaşını küçültmek, bunların bir anlamı yoktur.
Daha İyisi Şudur:
Çocuğun dikkatini ve ilgisini çekmek, küçük kaşifin dünyaya yeni bir yapı vermesini sağlamak, kafasında yeni soruların uyanması için onun sorularına ve ona yeterince zaman ayırmak.

Gerçekten mantıklı, zihin için en iyi gıda: Soru sormak ve araştırmak değil mi?

Kitapta hırslı anne ve babaların ordan oraya sürüklediği çocuklar yerine, oyun ve deneyimleri için biraz desteklenmeye ve yönlendirmeye ihtiyaç duyan çocukların anne ve babalarına önemli öneriler var.

İncelemek isterseniz siteleri burada. http://www.optimistkitap.com//

İnşallah kitaptan çocuklarla birlikte oynadığımız oyunları da zaman içinde bu sayfalardan paylaşacağım.

16 Haziran 2009 Salı

Eski kıyafete geri dönüşüm :)

Yazan Bal küpü zaman: 23:47 4 yorum
hırka


Biz bayanlar giyim kuşamı erkeklerin anlayamayacağı kadar severiz nedense! Tabi bir genelleme yapmak doğru olmaz. Ama çarşı ve pazarlarda erkeklere oranla bayan sayısına bakınca fark belli olur.

Alışveriş iyi güzelde, aslında istenen sanırım değişiklik. Modanın da varoluş sebebi budur belki. İnsan olarak durağanlığı sevmiyoruz. Farklılıklara, küçük değişimlere ihtiyaç duyuyoruz belki?

Belki sırf bu ihtiyacımız sebebiyle mevsimler var, gece-gündüz var bilmiyorum. Ama bayanlarda bu takıntı daha fazla.


Bu sitede bir kaç küçük ayrıntıyla farklılaşan çok şık bir hırka görebilirsiniz. İşlemelerin ayrıntılarını da resimlemiş blog sahibi. Benim çok hoşuma gitti. Bir şeyleri elden çıkarmadan bir kere daha göz atmakta fayda var sanırım. Böylece devamlı tüketmek değil, üretiminde güzelliği ortaya çıkmış.

nakış

Bu sitede de ayrıntılı nakış videoları var. Teğelden başlamış ve bir çok farklı nakış çeşitini çok güzel anlatmış. Yani ben bile anladıysam kesin güzeldir :) Siz de inceleyin kim bilir belki bir gün yapasınız gelir ? ( Line stiches & bands yazısından itibaren linklere tıklayınca videolar ekrana geliyor)

14 Haziran 2009 Pazar

Çocuk Uyutma Teknikleri

Yazan Bal küpü zaman: 23:39 12 yorum

Anneler bilirler genelde çocuk uyutmak deveye hendek atlatmaya benzer. Küçükken ve büyüdüğünde bu konuda muhtelif yöntemler var. Kızım 3 yaşına yaklaştı ve maalesef hala kendisi uyuyamıyor. Bu konuda pek başarılı değilim sanırım :( Ya da her çocuk farklı ve kendi yöntemini kendi belirliyor.

Ayakta sallamak: Annelerimizin de yıllardır kullandığı standart yöntem. Her çocuk bu şekilde uyumak istemeyebiliyor. Oğlumu ayakta sallayarak büyüttüm ama kızım mümkün değil kabul etmedi. Ne mi yaptık? Daha beter hep kucağımda uyumak istedi ne kadar uğraştıysam başka bir tür kabul etmedi. O yüzden bence ayakta sallanması kucakta veya salıncakta sallamaktan daha pratik bir yöntem. Neticede kucakta sallanan çocuk büyüyünce ağırlaşıyor ve bu iş zorlaşıyor. Sırt ağrıları vs...Çocuğu sallarken kitap okuma gibi vakti değerlendirme şansınız da olmuyor üstelik.

Birlikte uyumak: Bir süredir kızımla yanına yatıp birlikte uyumayı deniyoruz. Dezavantajı var maalesef bende yanında uyuyakalıyorum!!!
Ve uyanır gibi olursa beni yine yanına istiyor, ağlıyor. Gece mekik dokuyoruz bir o odaya bir bu odaya!

Beşikte veya battaniyede sallamak
Denemedik çünkü her gittiğim yerde beşik bulmak zor olur gibi geldi. Battaniye ise insan yalnız başınayken ne yapar? düşüncesiyle kullanmadık. Yalnız bir kere kızım o kadar uyumadı ki acaba uyur mu? diye denedik. Sonuçta korkudan gözlerini faltaşı gibi açtı, battaniyeden nasıl alacağımızı şaşırdık.

Yatağına bırakıp uyumasını beklemek:
Başaran annelere hayranım ben iki çocuğumda da muvaffak olamadım. Öyle 6-8 aylıktan itibaren yatağına bırakıp kendi kendine uyutmayı başaran anneler de tanıdım ama ağlamalara ben dayanamadım galiba?

Çocukların uyutulması da bir kültür sanırım, öğreniliyor. Bizim çocuklarımız genelde sallanılarak uyutulur. Ama yabancılarda hiç ayakta sallayıp uyutan görmedim???

Yine de çocularımın hakkını yemiyeyim. Kendi kendilerine uyudukları da oldu. Bazen koltukta, bazen mama sandalyesinde, özellikle de arabada. Arabada koltuk kullanmanın bir faydası da çocuğun uyuyabilmesi olsa gerek.

Bir yerde galiba şöyle bir şey okumuştum. Anne karnındayken harekete, sallanmaya alışık olduğu için bebek ritmik hareketlerle sallanmaktan hoşnut olurmuş. Yalnız çok önemli bir nokta aklıma geldi, bazen çocuğu sallıyorum deyip sinirle hırpalayan, çok hızlı ve sert hareketlerle çocuğu uyutmak bir yana eziyet eden kişilerde var, biraz daha dikkat lütfen !!! Bu çocuğu sersemletmekten başka bir işe yaramaz sanırım.
Herkese sevgiler...

13 Haziran 2009 Cumartesi

Orjinal Fikirler Akla Ne Zaman Gelir

Yazan Bal küpü zaman: 04:00 11 yorum
Geçenlerde bizde bahsi geçen bir mevzuydu ben de aklıma gelenleri yazayım dedim:
Orjinal fikirler (veya ilham da diyebiliriz) genelde hiç beklenmedik zamanlarda insanın aklına gelebiliyor. Benim duyduğum ve yaşadıklarımdan bazıları şunlar:
  • Gece uyumaya çalışırken
  • Rüyada

  • Sabah ilk kalktığınızda

  • Müzik dinlerken veya televizyon seyrederken

  • Derin düşünceye daldığınızda

  • Diğer insanlarla bir konu üzerinde konuşurken

  • Okurken veya Internette sörf yaparken

  • Yolculuk yaparken
Walt Disney Mickey Mouse karaketerini trende bir fare görünce ortaya çıkarmış.

Abraham Lincoln de meşhur konuşması Gettysburg Address'i trende giderken bir zarfın arkasına yazmış.

Bizden örnek verirsek ilk aklıma gelen Mehmet Akif Ersoy'un İstiklal Marşını Ankara'da Taceddin Dergahında gece uykudan uyanıp duvarlara yazmasıdır.

Buluş yapanlardan gece rüyasında ilham verici şeyler görüldüğü çok vakidir. Örneğin dikiş makinası için iğnenin keşfi en çok bilineni. Rüyasında yerlilere yakalanan ve ölmek üzereyken yerlilerin mızraklarının ucundaki deliği görüp iğneyi keşfeden mucid gibi.

Bazen de çekilen sıkıntılarla ve çalışmayla, insana ulaşan ilahi yardım eli vardır. Örneğin ilk antibiyotiğin keşfi.

Milyonlarca insan veba, kolera, dizanteri gibi salgınlarda ölürken, gece gündüz demeden hastalıkları yok etmek için uğraşan Alexender Fleming bir gece yorgunluktan mikropların bulunduğu petri kabının ağzını açık unutur.

O gece kabın içine düşen bir küf gelişerek yaydığı salgıyla mikropları yok eder. Küften elde edilen bu ilk antibiyotik Penisilindir ve çağa damgasını vuran salgın hastalıklara son verir. Milyonlarca insanı ve hayvanı ölümden kurtarır.

Ayrıca insanın kendiyle başbaşa kaldığı anlar ve genellikle odağın farklı şeyler üzerine kaydığı anlar da yeni fikirlerin ortaya çıkmasını sağlıyor.

Ama beyin arka planda çalışmaya devam ediyor.

Sanırım bu da bir problem üzerine zihni yoğunlaşma sonrasındaki süreç içinde ortaya çıkıyor. Düşünmeye vakit ayrımak lazım. (Genelde pek yapabildiğimiz birşey değil)

9 Haziran 2009 Salı

Tavuklu & Sebzeli Pilav

Yazan Bal küpü zaman: 18:31 7 yorum
pilav

Çocuklar için hepsi birarada bir pilav tarifi isterseniz şuna bir göz atın derim.

Öncelikle tavuklar kuşbaşı doğranır.

1 yemek kaşiğı soya sosu
1 yemek kaşığı nişasta
biraz süt karıştırılarak hazırlanan sosta en az 1 saat bekletilir.

Klasik domatesli pilav pilşirilir. Taze fasülyeler, patates, kabak, havuç küçük küçük doğranıp haşlanır.

Daha sonra sosta beklemiş tavuklar, yağda yüksek ısıda sotelenir.

Pilav, sebzeler( ben en son haşlanmış mısır da ekledim) ve tavuk etleri karıştırılıp servis yapılır.

Hem küçüklere hem büyüklere işte leziz bir pilav :)) Afiyet olsun.

4 Haziran 2009 Perşembe

Özel Okul Mu? Devlet Okulu Mu?

Yazan Bal küpü zaman: 23:43 15 yorum

Bir süredir kafam epey karışık. O yüzden bilgisayarı bile açmıyorum desem yalan olmaz. Daha doğrusu açtığım zamanlarda da tek yaptığım okul araştırmak.

Oğlum inşallah bu yıl ilköğretime başlıyor o yüzden tatlı bir telaş içindeyiz. Gelmez sanılan günler gelip çattığında insan ne yapacağını şaşırıyor.

Şu an oturduğumuz muhite yaklaşık 4 yıl önce taşındık. Dolayısıyla çevre hakkında pek bilgimiz yok. Ufak tefek fikir alışverişi yaptığımız insanlar var elbette ama yine de çok karışık bir şehir.

Öyle Anadolu şehirleri gibi değil. Yerlisi belli, yabancısı belli, esnafı belli filan değil yani. Ya da biz sonradan bu curcunaya katıldığımız için böyle. Neyse konu uzadı gitti, ne diyordum ben?
Oğlumun okulu için ona sor buna sor bayağı bunaldık. Anaokulunu özel bir okulda okudu. Ama ilköğretime MEB'de devam edecek inşallah. Özel okulların fiyatları belli maalesef. O yüzden özele devam edebilme ihtimalimiz yok.

Her şeyde olduğu gibi eğitimde de eşitsizlik ilkesi devam ediyor. Özel okullarında, milli eğitiminde artı-eksi pek çok yanı var biliyorum Ama annelik işte çocuğu için herşeyin en güzelini istiyor. Devlet okuluna verecekseniz mutlaka iyi bir öğretmen bulun yeter deniyor. İyide iyi öğretmen nasıl bulunur, alnında yazmıyor ki.

İnsanın kafası öyle karışıyor. İlköğretim, temellerin atıldığı karakterinin sosyal hayatının şekillendiği bir dönem. Her anne baba çocuğunun en sağlıklı, güvenilir ve kaliteli eğitimi almasını ister. Bilgisayarlı sınıflar, laboratuvarlar, araştırmalar, görsel ve algısal yeteneklerini ve özgüvenlerini geliştirecek, sanata ilgilerini uyandıracak öğretmenler ister. Bire bir eğitim ister.

Devlet okullarında maalesef maddi imkansızlıklar yüzünden bunların pek çoğu es geçiliyor. Öğretmenler zaten geçim derdinde yoksa hepsinin idealist olduğunu düşünüyorum ya da öyle düşünmek istiyorum.

Milli eğitimde bazı okullar güzel diyorlar ama orada da ikametgah sorunları var. Belirli muhitlerde toplanmış bu okullar.
Oysa Milli Eğitim kayıt iznini evine en yakın okula veriyor. Bu da ayrı bir problem.

Bir de sağolsun medya sayesinde paranoyaklık sınırında dolaşıyoruz. Etrafımızda bir sürü ne olduğu belirsiz insanlar var. Her gün kötü haber vahşet psikolojimizi bozuyor. Bu yüzden arkadaşları nasıl olacak, öğretmeni onu nasıl yönlendirecek, Milli eğitimde bir öğretmen çocuklarla bire bir ilgilenebilir mi? falan filan. Liste uzayıp gidiyor.

Ama dediğim gibi özel okullarda okuyan çocuklarda da sanki bir doyumsuzluk ya da şımarıklık var.

Dershanede öğretmenlik yaptığım zamanlarda çocuğum olursa kesinlikle özel okula vermem diyordum, rahatlıklarından illallah demiştim çünkü. Ama şimdi iş başa düşünce acaba diyorum özgüvenleri mi bana şımarıklık gibi geldi? Belki rahat bir eğitim ortamında yetiştikleri için farklıydılar ?O yüzden insan milli eğitim okullarında da aynı kaliteyi, aynı ilgi ve özeni bekliyor. En korktuğum şey de ilgisiz bir öğretmen, kalabalık sınıflar ve kötü arkadaşlar :( İnşallah hiçbiri olmaz.

İnşallah herşey çok güzel olur. Güzel ülkemin tüm çocukları eşit seviyede eğitim alabilsin istiyorum, belki bir gün !!!

Bu arada canımın içi yavrum büyüyorsun ve annenle baban senin için herşeyin en güzelini istiyor, dua ediyor ve yanlış bir şey yapmak istemiyor. İnşallah bu niyetlerden dolayı herşeyin en güzeli senin olur. Sen bizim ilk göz ağrımızsın ama ilk çocuk olmak hep zor olur. Sen maalesef hep ilk tecrübelerin, ilk endişelerin, ilk korkuların, ilk kararsızlıkların yaşandığı çocuksun. Ama bir o kadar da ilk mutluluklar, ilk tebessümler, ilk heyecanlar seninle yaşanıyor. Seni çoook seviyoruz. Yeni okulun senin için hayırlı olur inşallah :)

1 Haziran 2009 Pazartesi

Sonunda öğrendik :)

Yazan Bal küpü zaman: 15:07 20 yorum

Bu hafta maalesef çocuklarımın hastalıklarıyla geçti. Özellikle küçüğüm çok ateşlendi. Bir de polen mevsimine denk gelince iyice şifayı kaptı. Daha iyileşemedik.

Ama bu arada tuvalet eğitimini de aldı. İlk çocuktan biraz tecrübeli olunca daha kolay atlattık. Artık bezden kurtulduk Allah'a şükür :) Özellikle tuvalet eğitimi çevreden çok baskı alıyor. Daha öğrenmedi mi? diye soranlardan illallah demiştim.

2- 3 yaş arası tuvalet eğitimi için;

- Öncelikle çocuğun 28 ay ile 32 ay arasında olmasına dikkat ettim.

- Buna hazır ve sabırlı olduğum bir dönemi bekledim


- Lazımlık kullandım, ki çocuğun kendini daha rahat hissettiğini düşünüyorum

-Alıştırma külotlarından aldım ama kızım kullanmadı maalesef


-Bezini çıkarttım ve halıları kaldırdım, çünkü kirlilik hissiyle daha kısa sürede öğreniyorlar. Ev bir kaç kez battı ama her şey kolay olmuyor :(

-Sabah kalkar kalkmaz ve yemeklerden sonra, ilk bezi çıkarttığımda da saat başı hatta yarım saatte bir lazımlığa oturttum. ( Tabi bir sürü oyunla, masalla )


Çok uğraşmadan 1 hafta içinde öğrendi. Tabi bu arada ben de eve hapsoldum. Birde devamlı göz kulak olup, tuvaleti gelmeden lazımlığa oturtmak için onu gözledim.

Bu arada kızımın daha kolaylıkla öğrendiğini farkkettim. Muhtemelen ilk çocukta daha sabırsız ve tecrübesizdim. Çünkü oğluma bir iki kere kızdığımı hatırlıyorum:(
Tabi bu onların güzelce atlatması gereken bir süreç, hiç kızmamak gerekli.

Geceleri bezi takmak istemedi ama ben yine de o uyuyunca çaktırmadan taktım tabi!! Ne olur ne olmaz diye.

Gündüzleri tuvaletini söylemeye başladıktan 1- 2 gün sonra geceleri de bezi takmayı bıraktım. Ama uyumadan önce muhakkak tuvaletini yaptırıyorum. Bir de uyuduktan 2 saat sonra tuvalete kaldırıyorum. Tabi yatağına da şu koruyucu çarşaflardan takmayı ihmal etmedim.

Velhasıl annelik başlı başına büyük bir işmiş. Daha bu ne ki diyenleri duyuyor gibiyim, asıl zorluk büyüdüklerinde olacak değil mi?
 

BalKüpü Copyright © 2009 Baby Shop is Designed by Ipietoon Sponsored by Emocutez